Hatırlama güçlüğü çekmenin yaşı yoktur.

Kişilerin her yaşta hatırlama güçlüğü çekilebileceğini, orta ya da ileri yaşlar sırasında herkesin hafif bir hafıza kaybı ile karşılaşabileceğini vurgulayan Kaptan, yaş ilerledikçe vücudun daha yavaş çalışması gibi hafızanın da daha az güvenilir hale geldiğini kaydetti.

Prof. Dr. Kaptan, yaşlanmanın canlı ayırımı yapmadığını, toplumda yaşlı nüfusun artmasıyla mental hastalıkların da daha önem kazanmaya başladığını hatırlattı.

Kaptan yaşın ilerlemesine paralel en sık görülen nörolojik bozuklukların demans ve Alzheimer olduğunu söyleyen Kaptan “Demans sık görülen, kişiyi yetersizliğe götüren nörolojik bir bozukluktur. Normal yaşlanmanın ürünü değildir ama sıklığı yaşla paralel gider. Bilişsel yıkımla sonuçlanan hastalıklar yaygındır, yaşam kalitesini düşürür ve ölüme zemin hazırlar.

KRONİK HASTALIKLAR TETİKLEYEBİLİR

Alzheimer olan yaşlılar, bilişsel alanlarda oldukça düşüş yaşarlar, en çok hafıza kaybı, konuşma bozukluğu, bedensel hareketlerin kontrolünde zorluk, karar verme yetisinde bozulmalara neden olur. Bilişsel bozukluğun hafif olduğu durumlarda, önce hafıza bozukluğu görülmektedir. Yaşlılarda bir ya da birkaç kronik hastalığın bir arada yaşanıyor olması bilişsel düzeye ilişkin nedenlerde ortaya çıkarabilir.

Örneğin; kanama, damarın bir nedenle tıkanması da bilişsel bozukluk nedeni olabilir. Hipertansiyonu olan yaşlılarda daha kolay ortaya çıkar ve kanama tıkanma demansa neden olabilmektedir. Bu durum vasküler demans olarak adlandırılır.”

Uzun süreli ağır alkol kullanımının da gelecekte demans nedeni olabileceğini belirten Kaptan, yaşlılarda, orta düzeyde bilişsel bozuklukların bazı fiziksel problemleri de beraberinde getirebildiğini söyledi. Bunlardan en önemlilerinin, düşmeler sonucu oluşan kalça kırıkları olduğunu ifade eden Kaptan, kalça kırığının da demansa neden olabileceğini kaydetti. Kaptan, uzun süre yatağa bağımlı kalarak, uyaransız yaşamaya neden olan kalça kırığı olan yaşlıda, emboli tehlikesinin yaratarak da demans geliştirebildiğinin altını çizdi.

FİZİKSEL AKTİVİTE ÇOK ÖNEMLİ

Bu gibi durumlarda mevcut sağlık bakımının itina ile sürdürülmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Kaptan, tedaviye ilişkin şu bilgeleri verdi.

“Bilişsel bozukluğun geliştiği aşamalarda hafıza bozukluğu ile gelen anksiyete, depresyon veya diğer duygusal zorluklar yaşanmaktadır. Bu konuda yeni araştırmalar ilaçsız tedavilerin de denendiğini göstermektedir. Bilişsel bozulmanın başlangıç safhasında farmakolojik yöntemler henüz yarar sağlamamaktadır. Bu nedenle ilaçsız yöntemlerin durumun ilerlemesine engel olduğu belirtilmektedir. Fiziksel aktivitelerin özellikle aerobik egzersizlerin yaşlıların bilişsel rezervlerini arttırmada önemlidir.

Açık havada yürüyüş ve egzersizler beynin oksijenlenmesini artırır. Bu da önleyici bir yöntemdir ve yaşlılara önerilmelidir. Beslenme şekli bilişsel problemlerle ilişkilidir. B12 vitamini ve folik asitten zengin beslenme bilişsel bozuklukların ilerlemesini önleyebilir. Bu nedenle B12 nin çok bulunduğu dana eti, süt, ciğer, süt ve süt ürünleri, yumurta gibi hayvansal gıdalar aşırı olmamak koşuluyla tüketilmelidir. Kurubaklagil, koyuyeşil yapraklı sebzeler ve tüm tahıllar folik asit içerdiği için tüketilen besin grupları içerisinde düzenli olarak yer almalıdır.

Hatırlama güçlüğü sorunu olanlar yalnız bırakılmamalıdır.

Çoğu yaşlı ölümler, çekirdek aileye dönüş, evinden ayrılmayı istememe gibi nedenlerle bir başına yaşanmaktadır. Yalnız yaşayan yaşlılar, uyaransız kaldıklarında bilişsel bozukluklar daha hızlı ve kolay ilerler. Yaşlıları sevdikleriyle buluşturmak, ziyaret etmek gibi uyaranları arttırmak bilişsel bozuklukların ilerlemesini önleyebilir.” Hatırlama güçlüğü çekmenin yaşı yoktur.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

Görüş bildirmek ister misiniz?