Şeker hastalığında beslenme

Şeker hastalığında beslenme biçimi çok büyük bir önem taşır. Şeker hastalığı olanların 3 ana ve 3 ara öğün olarak beslenmesi yani sık sık yemek yemesi gerekir. Oysa şeker hastası olanlar oruç tutarken, tedavide olması gerekenin aksine akşama kadar aç kalırlar ve şekerleri düşer. İftarda yenen yemeklerle vücuda fazla miktarda glikoz kaynağı girdiğinden şeker normal düzeyinin çok üstüne çıkar. Şeker hastalığının tedavisinde vücuda çok fazla şeker kaynağı sokmamak ve pankreası zor durumda bırakmamak gerekir.

Tokluk kan şekeri yüksekliği, kalp hastalıkları riskini de artırır. Şeker hastalarının kanında çok miktarda bulunan şekerin damar sertliğine neden olması nedeniyle kalbe gelen kan miktarı azalır. Bunun sonucu olarak göğüs ağrısı, kalp krizi veya ani kardiyak ölümler ortaya çıkabilir. Öğünlerden iki saat sonra ortaya çıkan tokluk kan şekeri yüksekliği de bu riski arttırabilir.

Şeker hastalığı olmayan kişilerde yemekten sonra pankreasta üretilen insülin hormonu hızlı bir şekilde salgılanırken, şeker hastalarında, bu hızlı erken dönem insülin salgılanması kaybolur. Açlık kan şekeri normal olan kişilerde öğünlerden 2 saat sonra ölçülen kan şekeri yüksek olabilir ve gizli şeker bulunabilir. Sadece açlık kan şekeri kontrolü ve şeker hastalığı tanısında yetersiz olup, 100 hastadan 31’inin açlık kan şekerinin normal olmasına rağmen tokluk kan şekerine bakıldığında şeker hastası olduğu görülür.

Şeker hastalarını ilaç tedavisi ve diyeti kendi başına bırakması sakıncalıdır. İlaç ve insülin alan, hatta diyet yapan şeker hastalarının bunları kesinlikle aksatmaması gerekir.  Çünkü bu ilaçların etki süreleri 8-12 saat arasında değişir ve hasta bu ilaçları almayı kendi başına bırakırsa kalp ve tansiyon hastalıkları riskini daha da artırır. Yaşam boyu süren, kronik bir hastalık olan şeker hastalığı, tanı konulduğu ilk dönemde kişilerde ruhsal ve sosyal sorunlar da yaratır. Dolayısıyla şeker hastalarının hormonal değişikliğe neden olan stresten uzak durmaları gerekir.

Leave a Reply