Zeka mı Şans mı?

0
6
görüntüleme

İş dünyasında başarı kazanan, iyi işlerde çalışan, büyük şirketler kuran insanlar özeldir. Zekidirler. Onlara gıpta etmeli, öykünmeliyiz.

Ama ya sadece şanslıysalar?

Ya Internet’te tam on ikiden vuran girişimci, yılda 600.000$ kazanan reklam ajansı sahibi gibi insanlar yalnızca şanslı kumarbazlarsa? Not: Bu cümlenin şansla ilgili kısmı çok da önemli değil. Önemli olan ikinci kısmı: kumar.

Doğayı düşünün. Penguenler ve sincaplar fare ya da sümüklü böcek olarak dünyaya gelmedikleri için şanslılar mı? Muhtemelen değil. Sadece böyle denk gelmiş. Sevimsiz kuzenleriyle aynı atadan gelmiş olsalar da farklı evrimleşmişler.

Şimdi “çok şiriniz, evrim geçirmekte çok başarılıyız” diye övünseler doğru olur mu? Olmaz. Çünkü sadece şansları yaver gitti. Evrimleşme sürecinde bazı iyi mutasyonlar geçirip çocukların bayıldığı yaratıklara dönüştüler.

Aynısı Kariyeriniz İçin de Geçerli

Siz de yerinizde saymıyor, gelişiyor, deyim yerindeyse evrimleşiyorsunuz. Her iş günü yeni bir çalışana dönüşüyorsunuz. Kararlar veriyor, riskler alıyorsunuz ve sonuçlar farklı bir siz ortaya çıkarıyor. Belki öncesinden daha beceriksiz, daha kötümser ve daha az esnek bir size dönüşüyorsunuz, olabilir. Ama, belki de çalışmalarınız sonucunda, başarıya daha yatkın biri oluyorsunuz.

Seçim sizin. Hangi şansı değerlendireceğiniz, kimle görüşmeye gideceğiniz, hangi ürünleri piyasaya süreceğiniz size kalmış. Ama elinizden gelen, yapabileceğinizin en iyisidir.

Öyleyse Zeka mı, Şans mı?

Şanslı olabilmek için zeki olmalısınız. Şu üç temel prensibi izleyerek şansınızı kendiniz yaratabilirsiniz:

Sadece bariz biçimde diğerlerinden iyi olduğunuz alanlarda rekabet etmeyi seçin. İlk prensip olarak, gereğinden fazla hazırlıklı olmak için her şeyi yapın. Hayatınızı öyle planlayın ki bir numara olmayı başaramazsanız yıkılmayın ve yeniden deneyebilin. Michael Dell yurttaki odasında büyük bir şirket kurdu. Bu başarısını sağlayan en önemli etkenlerden biri odaklanma yeteneği ve müşterilerine verdiği sözü tutmasıydı. Microsoft, Apple ya da IBM gibi devler onu kolayca ezebilirdi. Ama yapmadılar—işte bu Dell’in şansıydı. Kalanıysa bu şansı değerlendirme becerisi… Başarısız olmuş olsaydı da vazgeçmeyecek, muhtemelen edindiği deneyimi yeni bir şey için kullanacaktı. Dell’in niteliği ilk adımı iyi atmasıydı. Ayakta kalmasının nedeniyse üçüncü adıma hazırlıklı olmasıydı (Henüz okurken kurduğuz işin genel masrafları IBM’inkinden çok düşüktür).

Genelde insanlar ikinci adımı unutur. Sanırlar ki denemeye hazır olmaları başarıya yetecek. Oysa bu bir plan değil, hayaldir. Şansa hazırlıklı değilseniz şanslı olamazsınız, bunu da ancak herkesten iyi olabilmek için azimle çalışarak yapabilirsiniz. Çalışmak bu önemli ikinci adımdır.

İş ararken şansınızı denemenizi sağlayacak olanakları düşünün, ama unutmayın ki şansınız, yaver gitmediği takdirde, sonunuz da olmamalıdır. Daha da önemlisi, şanssızlık halinde sadece ayakta kalmamalı, aynı zamanda tekrar denemek için becerilerinizi de geliştirebilmelisiniz. Diğer bir deyişle, şansınızın yön değiştirmesi halinde hayatınızı buna adapte edebilmelisiniz – daha küçük bir ev, daha ucuz bir araba, daha nadir dışarıda yemek gibi…

İşte zeki olmanın yolu: şansınızı planlayın. Masrafları azaltıp alabileceğiniz riski artırarak, daha çok çalışıp yaptığınız işi en iyi şekilde yaparak şansa kapılarınızı açabilirsiniz. Sonra tek yapmanız gereken kazanana kadar zarları sallamak!

Dünya büyük bir değişim geçirdi. Mükemmel işler artık o kadar da mükemmel değil. Mükemmel fırsatlarsa en az güvenli, en riskli ve düşük kazançlı olanlar. Buna hazır mısınız?

Seth Godin çok satan “Mor İnek” kitabının yazarıdır.