Protein deposu olan soya fasulyesi

0
4
görüntüleme
soya proteini-soya sütü-soya fasulyesi

Protein deposu olan soya fasulyesinin sağlığımıza birçok olumlu etkisinin olduğunu biliyor muydunuz? Soya fasulyesi; kalp hastalıkları, göğüs kanseri, yumurtalık ve prostat kanseri, kemik yoğunluğunun azalması (osteoporoz) ve menopozun beraberinde getirdiği bazı problemleri engelliyor.

Soya proteini, vücudun üretmediği temel aminoasitleri içeriyor ve kalsiyum, fiber, folacin, demir ve diğer önemli minerallerin deposu olan bu besin, kolesterol düzeyini düşürüyor. Ayrıca kandaki kolesterolün karaciğerden çabuk temizlenmesini, vücudun fazla kolesterolden arınmasını sağlıyor. Üstelik kalp hastalıklarına karşı riski azaltıyor. Sıcaklık basması ve gece terlemesini önlüyor. Görüldüğü gibi soya fasulyesi, bir şifa kaynağı gibi sağlığımıza birçok olumlu yönden etki ediyor… Son yirmi yıldır, araştırmacılar, soya proteinin, özellikle de her gün soya proteini alan kişiler üzerindeki faydalarını izlemekte ve belgelemektedir.  Soya proteinin yararları, kolesterol seviyesinin düşmesi; menopoz semptomlarının azalması; kanser, kalp krizi ve osteoporoz gibi birçok kronik rahatsızlığa ilişkin riskin azalmasını içermektedir.

Kolesterol ve Kalp Hastalıkları

Son birkaç yıldır yürütülen araştırmalar, soya proteinin hipokolesterolemik (kolesterol düşürücü) olduğunu göstermiştir. Birçok araştırmada, beslenmeye soya proteinin de dahil edilmesinin veya hayvansal protein yerine soya proteinini almanın kandaki kolesterol miktarını düşürdüğü tespit edilmiştir. Bu kolesterol düşürücü etkiyi sağlayan, soya fasulyelerinde bulunan bir fitokimyasal sınıfı olan “izoflavon”dur. Doğal olarak meydana gelen çok miktarda izoflavon içeren soya proteinli içecekler; yağ oranı düşük, kalp için sağlıklı gıdalar tüketmelerine rağmen kolesterol seviyeleri yüksek olan hastalarda toplam kolesterol ve “kötü kolesterol” denilen LDL kolesterolünü düşürür. Bazı araştırmalar sonucunda, bazı maddelere karşı yalnızca küçük etkiler görülürken, soya proteini alındığında kolesterolde çok büyük biz azalma olduğu bildirilmiştir.

Birçok araştırma, soya fasulyesinin kolesterol düşürücü etkisini, koroner kalp hastalığına karşı bir silah olarak desteklemektedir. Beslenmelerinin ana unsuru olarak soya tüketen toplumlarda, koroner kalp hastalığı oranı daha düşüktür. Bu bulgular, özellikle kolesterol seviyesi yüksek olan ve/veya kalp hastalığı hikayesi olan hastalar için iyi haberdir. Anderson’a göre, kolesterol değerindeki her %1′lik düşüş, koroner kalp riskinin %2 ila 3 oranında azalması anlamına gelmektedir. Farklı araştırmalarda elde edilen sonuçlar esasında, günde 20 ila 50 gram izole edilmiş soya proteini alınmasının, kalp hastalığı riskini %20 ile 30 oranında azalttığı varsayımına ulaşabilir. Araştırmalar, soya proteininin, koroner hastalığa sebebiyet veren en önemli faktörlerden biri olan kan kolesterolünü kontrol altında tutma konusunda oynayabileceği olumlu role işaret etmeye devam etmektedir. Ancak bütün bu güçlü kanıtlara rağmen, soya, koroner hastalıkların bir numaralı ölüm sebebi olduğu Batı’da, insanların tükettiği gıdaların hala çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır.

Kanser

Lee ve meslektaşları, bulgularında, soya tüketimi ve belirli kanser tipleri arasındaki önemli bir bağlantıya işaret etmişlerdir. Soya esaslı bir beslenme tarzı olan Asyalı kadınların göğüs kanserine yakalanma oranının Batılı kadınlara göre düşük olduğu bilinmektedir. Daidzein ve genistein soya fasulyesinde bulunan iki primer isoflavondur. Bu bileşikler, göğüs, akciğer, kolon, rektum, mide ve prostat dahil sayısız kanser tipine yakalanma riskini azaltabilir. Daidzein’in genistein’den daha biyoyararlı olduğu görülürken, soya fasulyesi isoflavonlarının kanseri önleyici etkileri hakkında yapılan birçok araştırmada genistein üzerinde yoğunlaşılmıştır. Genistein’in kanseri farklı birçok şekilde önlediği düşünülmektedir: kanser yapıcı enzimleri engelleyerek, hormonların vücuttaki aktivitesini bloke ederek ve hatta tümörlerin besleyici maddeleri ve oksijeni aldığı prosese müdahale ederek. Genistein, soyada, yoncada ve diğer birkaç yeşil bitkide bulunur; ancak tüketicilerin genisteini beslenmelerine dahil etmeleri için izleyecekleri en pratik yol, soya esaslı gıdaları tüketmektir. İzoflavon içerdiği sürece, soyanın her çeşidinin –soya sütü, tofu, tempeh, bitkisel protein veya doğal soya fasulyeleri- kanser önleyici etkileri olabilir.

Menopoz Semptomları ve Osteoporoz

Yumurtalıkların ürettiği östrojen hormonu, bir kadının üreme sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışması için gerekli olan en önemli unsurdur. Östrojen üretiminin düşmesi menopoza işaret edebilir ve bu durumda birçok semptom ortaya çıkabilir. Bu semptomların biri, gece terlemeleri ve sıcak basmasına sebep olan, vücut ısısının ayarlanmasında karşılaşılan zorluklardır. Araştırmalar, soya izoflavonu tüketiminin menopozal kadınlarda sıcak basması sıklığını ve yoğunluğunu azalttığını göstermektedir. Menopoz semptomları, soya fasulyelerindeki fitoöstrojenik faktörler sayesinde hafiflemektedir. Ayrıca Cassidy, soya tüketen kadınların adet dönemlerinde belirgin değişiklikler tespit etmiştir; kadınların hormon seviyeleri değişmiş ve adet dönemleri uzamıştır.

Osteoporoz, kemiklerin, kalsiyum ve başka minerallerin yokluğu nedeniyle aşırı derecede gözenekli ve kırılgan hale gelmesine sebep olur. Dinmez ağrılar, boy kaybı ve kemik kırılmaları görülene kadar semptomsuz gelişir. Soya, osteoporozun önlenmesi ve tedavisinde yardımcı olabilir. Kalsiyum tuzuyla yapılan katkılı soya sütü iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Soya, kalsiyumla birlikte, vücut tarafından kolayca emilir.

Soya, kemik sağlığının korunmasında başka roller de oynayabilir. Yalnızca soya fasulyesinde ve soyadan yapılan gıdalarda anlamlı miktarda bulunan izoflavonlar -daidzein ve genistein-, doğrudan kemik rezorpsiyonunu engelleyebilir. Erdman ve Potter tarafından yakın tarihte yürütülen bir araştırmada, her gün 40 gram izole edilmiş soya proteini tüketilen 6 ayın sonunda, belkemiğinin mineral içeriğinin ve yoğunluğunun belirgin bir şekilde arttığı tespit edilmiştir.

Soyanın Diğer Yararları

Bugün piyasada farklı tat ve dokuda birçok soya ürünü bulunmaktadır ve bunlarla yağ oranı düşük ve dengeli bir beslenme tarzı geliştirilebilir. Bu soya esaslı gıda maddeleri, konsantre formda yüksek kaliteli protein sağlayarak kilonun kontrol edilmesine yardımcı olabilir ve özel olarak tasarlanmış düşük kalorili/besleyici madde açısından zengin olan yemeye hazır yemeklerde bulunabilir.

Bugünlerde, soya fasulyesinin safra taşı, yaşlanma, Alzheimer ve AIDS gibi birçok konudaki olası faydalarını değerlendirmek için başka araştırmalar da yürütülmektedir. Araştırmacılar, beslenmelerinde soyaya önemli ölçüde yer veren vejetaryenlerin safra taşı hastalığına yakalanma riskinin, et yiyenlerin yarısına eşit olduğunu tespit etmiştir.

Nebraska Üniversitesi araştırmacıları, antioksidan açısından zengin olan soyanın, yaşlanma ve yaşlanmaya bağlı hastalıkların sorumlusu olduğu düşünülen serbest radikallerin sebep olduğu zararları önleyebileceğini tespit etmişlerdir. Alabama Üniversitesi araştırmacıları ise, soya esaslı beslenmenin, yaşlı hayvanlarda Alzheimer hastalığına benzer hafıza bozukluklarını hafifletip hafifletemeyeceği üzerinde çalışmaktadırlar. Alzheimer hastalığı, özellikle de menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda, östrojen yetmezliğinden kaynaklanıyor olabilir ve bu hastalık, 50 yaşın üzerindeki Amerikalıların %10′u üzerinde etkilidir.

CyberChemics Inc., Huntsville, AL araştırmacıları ise, soya fasulyesindeki andojen HIV-1 peptidaz inhibitörlerini tanımlamak ve karakterize etmek için çalışmaktadır. Araştırmacılar, başlangıç olarak, soya fasulyesinde bulunan bir molekülün, anahtar bir enzimin AIDS virüsünü yaymasını önlediğini keşfetmişlerdir.

Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading...