Ehl-i Sünnet I’tikâdında Olmanın Alâmetleri

Allahü teâlâ, Ehl-i sünnet i’tikâdına uygun îmân eden müslimânlardan râzıdır. Böyle inanmıs olmanın birçok sartları vardır. Ehl-i sünnet âlimleri, bunları söyle açıklamakdadır:

1- Îmânın altı sartına, ya’nî Allahü teâlânın varlıgına ve birligine, esi ve benzeri olmadıgına,Meleklerine, Kitâblarına, Peygamberlerine, Âhıret hayâtına, hayr ve serrin, iyilik ve kötülügün Allahü teâlâ tarafından yaratıldıgına inanmalıdır. (Bunlar
(Âmentü)de bildirilmisdir.)
2- Allahü teâlânın son kitâbı olan Kur’ân-ı kerîmin, Allahü teâlânın kelâmı olduguna inanmalıdır.
3- Mü’min, kendi îmânından hiç sübhe etmemelidir.
4- Peygamberimize “sallallahü aleyhi ve sellem” îmân edip, hayâtda iken Onu görmekle sereflenen Eshâb-ı kirâmın hepsini çok sevmelidir. Dört halîfesine, yakın akrabâları olan ehl-i beytine ve muhterem hanımlarından hiçbirine dil uzatmamalıdır.
5- Ibâdetleri, îmândan bir parça bilmemelidir. Allahü teâlânın
emr ve yasaklarına inanıp, tembellikle yapmayan mü’minleri
kâfir bilmemelidir. Harâmlara ehemmiyyet vermeyenlerin,
hafîfe alanların, islâmiyyetle alay edenlerin îmânı gider.
6- Ehl-i kıble olduklarını söyleyen, Allahü teâlâya ve Peygamberi
Muhammed aleyhisselâma inandım dedigi hâlde, yanlıs i’tikâtda
olanları tekfîr etmemeli, kâfir olduklarını söylememelidir.
7- Açıkca günâh isledigi bilinmeyen her imâmın arkasında
namâz kılmalıdır. Bu hükm, cum’a ve bayram namâzlarını kıldıran
emîrlere, vâlîlere de sâmildir.
8- Müslimânlar, basındaki âmirlerine, idârecilerine isyân etmemelidir.
Hurûc, ya’nî isyân etmek, fitne çıkarmak olur ve çesidli
felâketlere yol açar. Onların hayrlı is yapmalarına düâ etmeli
ve fısk, günâh islerinden vazgeçmeleri için tatlı dil ile nasîhat
etmelidir.
9- Abdest alırken ayakları yıkamak yerine, hiç özr ve zarûret
olmasa bile, yas el ile bir kerre, mest üzerine mesh edilmesi,
erkek için de, kadın için de câizdir. Çıplak ayak ve çorap üzerine
mesh edilmez.
10- Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” Mi’râcının,
hem rûh ve hem de beden ile olduguna inanmalıdır.
(Mi’râc, bir hâldir, ya’nî rü’yâda olmusdur) diyenler, Ehl-i sünnetden
ayrılmıs olur.

Cennet de mü’minler Allahü teâlâyı göreceklerdir. Kıyâmet
gününde, Peygamberler ve sâlih, iyi zâtlar sefâ’at edeceklerdir.
Kabr süâli vardır. Kabrde azâb, rûh ve bedene olacakdır. Evliyânın
kerâmeti hakdır. Kerâmet, Allahın sevgili kullarında
meydâna gelen hârikulâde hâller olup, Allahü teâlânın âdeti dısında,
ya’nî fizik, kimyâ ve biyoloji kanûnları dısında ikrâm ve
ihsân etdigi seylerdir ve inkâr edilemiyecek kadar çokdur.
Kabrde rûhlar, diri kimselerin yapdıklarını ve söylediklerini isitirler.
Kur’ân-ı kerîm okumak, sadaka vermek ve hattâ bütün
ibâdetlerimizin sevâblarını, ölenlerin rûhlarına göndermek, onlara
fâide vermekde, azâblarının hafîfletilmesine veyâ kaldırılmasına
sebeb olmakdadır. Bunların hepsine inanmak, Ehl-i
Sünnet i’tikâdında olmanın alâmetlerindendir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

Görüş bildirmek ister misiniz?