Önce Anla Sonra Harekete Geç

Bir iletişim durumuna girerken, hemen ayağa kalkıp, yüksek sesle konuşmaya başlayıp, düşüncelerinizi ortaya dökmeye kalkışmayın. Bir saniye durun. Ne olduğunuzu özümseyin. Odanın havası nasıl, kalabalık keyifsiz mi, canlı mı, neşeli mi, beklentili mi? İnsanların size karşı tavrını anlayın, kuşkumu duyuyorlar, yoksa istekliler mi?

Gözlerine bakın. Onları dinleyin. Nefes alış verişlerini gözleyin. Rahatlar mı, heyecanlılar mı? Nasıl oturduklarına dikkat edin. Beden dilleri size ne söylüyor? Sandalyelerini sizden uzaklaştırıyorlar mı, yoksa size yaklaştırıyorlar mı? Önemi, yoksa arkaya mı eğiliyorlar? Sizden öğrenme konusunda kaygımı duyuyorlar, yoksa bir “göster bana” tutumu mu sergiliyorlar?

Mesajın özüne girmeden önce hafif bir konuşma ile başlayıp onları rahatlatmanız gerekiyor mu? “Önce anla, sonra harekete geç.”

İnsanların sizin yanınızda kendilerini rahat hissetmeleri çok önemlidir. Vurucu bir son mutlaka olmalı.

Mutluluk konuşmadan geçer

Mutluluğumuz da, düşünce, arzu, umut, heves veya üzüntülerimizi konuşma yoluyla diğer insanlara ifade etmemize bağlıdır. Psikiyatristler pek çok kişinin şu veya bu sebeple kendilerini ifade edemedikleri, düşünce ve duygularını içlerine hapsettikler için mutsuz olduklarını keşfetmişlerdir.

Kendinizden değil ondan bahsedin

İnsanların önce, sonra ve her zaman ilgilerini çeken konunun kendileri olduğunun farkına varın. İyi konuşmacı olma sanatı, söylenecek bir sürü akılıca şey veya konuyla bağdaştırılacak kahramanca deneyimler bulmakta değil, karşınızdakini açabilmek ve onu konuşturabilmektedir.

Diğer insanları konuşmaya teşvik edebilirseniz, adınız iyi bir konuşmacıya çıkacaktır. Dahası, karşınızdakini konuşturabilir ve konuşmasını sürekli kılabilirseniz, konuşma süresi size geldiğinde onun size ısınmasını, sizin fikirlerinize ilgi duymasını ve kabule hazır hale gelmesini en iyi şekilde sağlamış olursunuz.

Unutmayın! Siz de bir insansınız. Sizin de hemen kendiniz hakkında konuşmaya başlamanız doğaldır. Ancak gerçek şudur ki; karşınızdakini etkilemek isteyecekseniz, konuşmanın konusunu kendi üzerinizden çok karşınızdakine yoğunlaştırırsanız, onun gözünde daha değerli olursunuz. Sizin hakkınızda çok daha olumlu düşünecek ve sizi çok daha zeki bulacaktır.

Geçenlerde bir arkadaşım, körfezde yapılan tekne yarışlarını izleyebilmek için bir balıkçı iskelesine çıkmayı defalarca denediğini ancak başarılı olamadığını anlatmıştı. Her defasında bir devriye polisi engel olmaktaydı. “Orada şimdiden bir kalabalık toplandı,” diyordu polis ve “iskeleden birileri inmeden, oraya başkalarının çıkmasına izin veremeyiz.”

“Benle birlikte dört kişiydik,” dedi arkadaşım, “aramızda iyi bir konuşmacı olmasıyla ün salmış bir kadın da vardı. Talebim üçüncü kez geri çevrilince ‘bir de ben deneyeyim’ dedi. Beş dakika kadar görevliyle konuştuktan sonra el sallayarak oraya gitmemizi, polisin bize izin verdiğini işaretle bildirdi. Neler söylediğini sorduğumda, ‘Vallahi iskeleye çıkabilir miyiz diye sormadım, sadece onunla konuşmaya başladım. Güneşin anlında terleyip terlemediğini sordum ve böyle bir kalabalığı düzenli tutmanın da kolay olmaması gerektiğini söyledim. O bana balık tutmayı ne kadar sevdiğini, o zaman ben de buraya geldiğimizi ve yarışları çok görmek istediğimizi, ancak gerilerde, istinat duvarında durduğumuz için pek bir şey göremediğimizi anlattım. Bunun üzerine. ‘Neden iskeleye çıkmıyorsunuz, oradan daha iyi görünür.’ Diye yanıt verdi.”

Bu öykü, bir sohbeti sizin için yararlı hale koymanın sırlarından birini çok güzel anlatmaktadır.

Sorular sorun

Ortamın denetlenmesi, tüm konuşmayı sizin yapmanız gerektiği anlamına gelmez. Gerçekte, ilginç sorular sormayı öğrenirseniz, hem tartışılan konuları denetleyebilirsiniz hem de aynı zaman da dinleyiciyi açarak, sizinle iletişim kurmasına olanak vermiş olursunuz.

Başkalarının ilgisini çekecek sorular sorun. Neden? Nerede? Nasıl? Gibi. Ve sohbeti karşınızdakinin ilgi alanı içinde götürmeye devam edin.

Eğer “memlekette 10 dönümlük bir yerim var” derse. “Benim de var, hem de 200 dönüm üstüne de bir tesis kuruyorum” demek yerine; “öyle mi, tam olarak nerede?” “Neler yetiştiriyorsunuz? Deyin.

Ben de tekniği

“Ben de tekniğini kullanın” kendinizle ilgi konuşmaya katmanın en uygun zamanı, karşınızdakine onun söylediğiyle bağlantı kurabilecek ve aranızda bir bağ oluşturacak bir şey anlatmanızdır.

“Ben bir çiftlikte büyüdüm” derse ve siz de “Ben de” deyip, kendi çiftlik anılarınızdan biraz bahsederseniz bu onun kendisini daha önemli hissetmesini sağlayacaktır.

Karşınızdakiyle bir bağ oluşturacak şekilde kendinizle ilgili bir hususu konuşmanın O kişiyi onurlandırmasının nedeni şudur: Böylelikle siz aslında “Ben de öyleyim”, “Ben de bundan hoşlanırım”,”Ben de buna inanırım”, ”Ben de biraz senin gibiyim”, demiş olursunuz. Siz veya geçmiş deneyimleriniz hakkında sizin karşınızdakiyle benzerlik gösterdiğiniz her durum, onun otomatik olarak sizi beğenmesini sağlayacaktır.

Bizimle aynı fikirde olan insanları beğeniriz. Bizimle aynı fikri paylaşmayanlardan hoşlanmayız. Bizimle aynı fikirde olan her insan bizim kendi değerimizi ve kendimize verdiğimiz önemi doğrular. Bizimle aynı kanaati paylaşmayan her insan, kendi kendimize biçtiğimiz değere karşı tehdit oluşturur. Kısacası, karşınızdakine hak verdiğinizde, onun kendisini daha çok sevmesine katkıda bulunmuş olursunuz.

Başka insanlarla bağ kurmak istediğinizde, ikinizin de hemfikir olduğunuz noktalardan başlayın. Bu ortak bir zemin aramak demektir. Karşınızdakiyle aynı görüşü paylaşmadığınızdan emin olduğunuz durumlarda dahi, her zaman aynı görüşte olduğunuz noktalar aramalısınız. Ortak bir zemin oluşturduğunuzda, aynı görüşte olmadığınız hususlarda dahi bir araya gelmenin çok daha kolay olduğunu göreceksiniz.

Hissetmek, hissettim, buldum yöntemi

Bazen ortak ilgilerini bulsanız bile, iletişim sürecinde engellerle karşılaşabilirsiniz. Bağ kurmayı denediğiniz insanların sizin yaklaşımınıza karşı çekimser durduğunu keşfederseniz, onları duygusal alanda karşılamaya çalışın. Bunu yapmanın mükemmel bir yolu, onların size karşılık vermesi için “hissetmek, hissettim, buldum” yöntemi kullanmaktır. İlk olarak ne hissettiklerini sezmeye çalışın, bu duyguları onaylayıp geçerli kılın. Geçmişte sizde benzer duygular hissettiyseniz, eskiden hissettiklerinizi onlarla paylaşın. Son olarak bu duyguları yenmenize yardım etmesi için ne bulduğunuzu onlara aktarın.

Ne zaman başkalarıyla ortak noktalar bulmayı düzenli bir alışkanlık haline getirirseniz, herkesle konuşabileceğinizi ve durduğu yerde onlarla buluşabileceğinizi görürsünüz.

Önce Anla Sonra Harekete Geç
Bu yazıyı değerlendirin..

Fikrinizi belirtmek ister misiniz?